15 Nisan 2010 Perşembe

C.H.P Yalova milletvekili Muammer İnce'nin kayda değer bir meclis konuşması

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 4. Yasama Yılı
80. Birleşim
31/Mart /2010 Çarşamba
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Yalova Milletvekili Muharrem İnce. (CHP sıralarından alkışlar) Buyurunuz Sayın İnce.
CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Almanya Başbakanı Merkel ülkemizdeydi. Dedik ki: "Acaba Sayın Başbakanla tam üyelik mi, imtiyazlı ortaklık mı, bunu mu konuşacak yoksa Rum gemilerine limanların açılmasını mı konuşacak?" derken bunlar hiç gündemde olmadı, birdenbire Almanya'da bir Türk lisesi açılması gündeme geldi."Allah Allah, bu doğru mudur, nedir bu?" diye araştırınca bir baktık ki yani öyle bir tane, iki tane, üç tane, beş tane lise açmakla orada bir sorun çözülecek falan değil. Almanya'da yaşayan öğrenim çağındaki öğrencilerimizin sayısı, Türk öğrencilerin sayısı 600 bin yani bir okulu tartışıyor olmak gerçekten komik.Sonra bir baktık, Türkiye'de bir Alman üniversitesi açılacak. "Acaba bu bir ortaklık mı, bir ortak yapım mı?" diye bir baktığımızda, hayır böyle bir şey de yok.Arsa Türkiye'den, bina Türkiye'den, altyapı Türkiye'den, sürekli giderler Türkiye'den ama ne hikmetse bunun adına "Türk-Alman Üniversitesi" oluyor.
Nimet-külfet dengesi gözetilmemiş. Sayın Nimet Çubukçu herhâlde adı "Nimet" olduğu için "Nasıl olsa Türkiye'de nimet var." deyip külfeti bize vermişler, nimeti Almanya almış.Yani böyle bir anlayış içerisinde nasıl bir üniversite kuruyoruz, doğrusu anlayabilmiş değilim. Silivri Belediyesi ve Sarıyer Belediyesi, Cumhuriyet Halk Partili olduğu için, yer teklif ediyorlar, Hükûmet kabul etmiyor bunları.

Şimdi, biz bugün bu ülkede yüz kırkıncı üniversitenin kuruluşunu konuşuyoruz. Eğer üniversiteden konuşuyorsak yükseköğretimden söz edeceğiz, YÖK'ten söz edeceğiz.

YÖK'ten başlamamız lazım, toplumun önemli bir kesimi 1982'den bu yana YÖK'ü eleştirdi. Biz de eleştirdik, YÖK'te pek çok yanlış bulduğumuzu hep söyledik.Siz eleştirmediniz 82'den sonra, siz 1997 28 Şubattan itibaren eleştirmeye başladınız, ta ki 2007'ye kadar.2007'de eleştirilerinizi bir anda kestiniz ve 2002-2007 arasında YÖK'ün ve Cumhurbaşkanının kullandığı yetkileri sürekli bu kürsüde bıkmadan, usanmadan defalarca söylediniz ama 2007'den sonra bir suskunluk içerisindesiniz.Yani şunu anlayamıyorum ben, 1982'de 12 Eylül rejiminin dayatması sonucu kurulan YÖK'te kurucu üye olan bir kişi sizin sekiz yıldır bakanınız (Vecdi Gönül, '81 - '84). 1981'de YÖK'ün kurucu üyesidir Vecdi Gönül, siz darbelere karşısınız ama darbecilerin kurduğu YÖK'ün kurucu üyesini sekiz yıldır burada bakan yaparsınız."Bu ne yaman çelişki?" diye adama sorarlar.

2007 sonuna kadar Sayın Ahmet Necdet Sezer'i ve YÖK'ü insafsızca eleştirdiniz, yetkilerini eleştirdiniz ve bu konuda demokrat olmamakla suçladınız. 2007'den bu yana bir AKP milletvekili şu kürsüye çıkıp da "Sayın Abdullah Gül de demokrat değildir. Bilime, hukuka inanmamaktadır. Bilimi, hukuku çiğnemektedir. Kul hakkı yemektedir." diye burada bunları konuştu mu?

Değerli arkadaşlarım, şimdi bakalım, geçen Cumhurbaşkanlığı dönemiyle bu dönemi karşılaştıralım.Son yedi yılda Sayın Ahmet Necdet Sezer 119 rektör atamıştır. Bunların 95 tanesi, yani yüzde 80 oranında üniversitelerden seçimde 1'inci sırada olanları atamıştır. Yüzde 20'sinde ise bu seçimi dikkate almamıştır.

Sayın Abdullah Gül 56 rektör atamıştır, 23'ü zaten yeni üniversite rektörüdür, seçim olmamıştır ve onlar da zaten hepsi de kendi dünya görüşünün insanlarıdır. Geri kalan 33 rektörün 19 tanesini seçimde 1'inci sıradakilere uymuştur ve toplam bu 57 rektör içerisinde Sayın Gül'ün üniversitedeki seçimleri dikkate alma oranı yüzde 33'tür.Yani yüzde 80 oranında üniversitede seçime uyan Ahmet Necdet Sezer'e bu kürsüden söylemediğinizi bırakmadınız ama 2007'den bu yana, üç yıldır, yüzde 33 oranında üniversitedeki seçime uyan, asla demokrat davranmayan, işte daha dün Anayasa Mahkemesine nasıl yedek üye atadığını hep birlikte gördüğümüz Sayın Gül'e toz kondurmuyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, siz demokrat değilsiniz, siz kurumları elinize geçirene kadar eleştiriyorsunuz.Kurumları elinize geçirdiniz mi susuyorsunuz, takiye yapıyorsunuz. AKP adaylarını, Başbakanın doktorunu rektör yapan Cumhurbaşkanına "demokrat" diyorsunuz, "halkın Cumhurbaşkanı" diyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, size Abant İzzet Baysal Üniversitesinden bir örnek vermek istiyorum.Ben Yalova Milletvekilim, Bolu'dan sürekli geçerim. Sizler de bilirsiniz, Bolu deyince akla İzzet Baysal gelir. Orada yurt yapmıştır, okul yapmıştır, hastane yapmıştır, üniversite yapmıştır, kampüs yapmıştır, Bolu'yu Bolu yapmıştır. Burada bir seçim yapılıyor, üniversitede. Mevcut rektör Atilla Kılıç 171 oy alıyor, Hayri Coşkun 129 oy alıyor.AKP'li vekiller 2'nci sırada seçilen, 129 oy alan Hayri Coşkun için propaganda yapıyorlar ve İzzet Baysal Vakfının Başkanı Cumhurbaşkanına mektup yazıyor, diyor ki:"Bu seçimde 1'inci olan kişinin rektör olması uygundur, biz de bunu destekliyoruz." ama Sayın Cumhurbaşkanı ne rektörü ne bilimi ne hukuku ne seçimi ne demokrasiyi ne millet iradesini dikkate alıyor; sadece 2 tane AKP milletvekilini dinleyerek ikinci sıradaki kişiyi rektör atıyor.Yüzde 47 millet iradesi de 171 oy millet iradesi değil mi?

Değerli milletvekilleri, ben buradan Sayın Cumhurbaşkanına şunu önermek istiyorum: 2012'de Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. O zaman, seçimde ikinci sırada çıkan kişiyi Cumhurbaşkanı olarak atayalım.Mademki, üniversitelerdeki seçimlerde ikinci sırada olan rektörü rektör yapabiliyoruz; o zaman, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de ikinci olan… İşte, buna en güzel örnek: İstanbul Üniversitesine rektör atanan kişi seçimde ikinci olmuş kişiydi ve bu değerli şahsiyete de geçtiğimiz günlerde bir vakıf 260 bin euroluk bir araç hediye etti. 27/10/2008 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı Gül'ün açıklamasını okuyorum size; işte takiye, işte zamana, zemine göre konuşma;27/10//2008, Sayın Cumhurbaşkanı: "Rektör seçimleri derin yaralar açıyor. Bu yetki Cumhurbaşkanına bırakılmamalı. Bu yetkiyi sağlıklı bir üst kurula bırakmaya ben hazırım.

"Sayın Cumhurbaşkanı, ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Siz, hukuku çiğnediniz, bilimi çiğnediniz, seçimi çiğnediniz, demokrasiyi çiğnediniz ve bu rektör atamalarının yüzde 67'sinde kul hakkı yediniz Sayın Cumhurbaşkanı. YÖK Genel Kurulu 21 üyeden oluşuyor. İki yıldır 20 üyeyle çalışıyor YÖK Genel Kurulu çünkü Celal Şengör'e iki yıl önce soruşturma açıldı, soruşturma sonuçlandı ama ona rağmen, hâlâ görevine başlatılmadı.Bu mu sizin adalet anlayışınız?Ama intihal suçu işlediği iddia edilen İzzet Özgenç YÖK üyesi. Neden İzzet Özgenç YÖK üyesi de Celal Şengör değil? Çünkü İzzet Özgenç sizin takımdan, sizin dünya görüşünüzden.

KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Birisi de bakan.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Yükseköğretimin sorunları böyle de ilköğretim, ortaöğretim bunlardan farklı mı sayın milletvekilleri?Ardahan'da öğretmen olmadığı için polisler ek ders ücretli derse giriyorlar.Hakkâri'de fen bilgisi dersleri boş geçen çocuklar valiliğe yürüyüş yapıyor.İstanbul'da bir gazeteye ilan verilerek ücretli öğretmen aranıyor.Adana'da İl Millî Eğitim Müdürlüğü sitesinde cep telefonu verilerek ücretli öğretmen aranıyor. 61 bin öğretmen, ayda 300-500 liraya öğretmenlik yapıyor.Çekmeköy'de Tekel işçilerine destek veren 24 lise öğrencisinin okullarıyla ilişkisi hâlâ belli değil. Telefon açtım, İlçe Millî Eğitim Müdürü bilmez, okul müdürü bilmez, konu İl Millî Eğitim Müdürlüğünde, ayın 2'sinde kurul toplanacakmış, ne karar vereceklerini göreceğiz. Yine, İstanbul'da, Başbakan geçerken metalci işareti yapan gençler gözaltına alınıp sorgulanıyor, "Siz cumhuriyet mitinglerine katıldınız mı?" diye soruluyor.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bozkurt işareti zannetmiş de onun için!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Yunanistan'da lise öğrencileri Yunanistan'ı birbirine katıyor, ama hiçbir lise öğrencisinin burnu kanamıyor. Türkiye'de de buna benzer olaylar oluyor. 3 Mayıs 2006'da AKP Adıyaman İl Kongresi'ne okul üniformalarıyla giden çocukların kılına zarar gelmiyor. 2008 yılında yapılan SBS sınavlarında, 500 bin çocuğumuz bu sınavlara girmedi. Sayın Bakan bunlar için kılını kıpırdatmadı, ama yurt dışında bu sınava girmeyenler için şimdi hazırlık yapıyor. Değerli milletvekilleri, "Sınavla okul müdürü oldum, atandım." diye bazı arkadaşlarımla karşılaşıyorum ve çok mutlu oluyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Ama bunun tersi örnekler vereceğim şimdi sizlere:İstanbul Esenler İlçe Millî Eğitim Müdürü sınavla okul müdürü olamamış, sonra millî eğitim müdürü olmuştur.Büyükçekmece'de okul müdürü olamayan kişi, sınavda okul müdürü olamayan kişi ilçe millî eğitim şube müdürü olmuştur.Zeytinburnu'nda okul müdürü olamayan şube müdürü olmuştur.Şırnak'ta aday öğretmen, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yapmaktadır.Arkadaşlarımı rencide etmemek için isimlerini vermedim. Sayın Bakan isterse, sınavda okul müdürü olamayan kişilerin sonra nasıl ilçe millî eğitim müdürü ya da ilçe millî eğitimde şube müdürü olduklarını tek tek sizlere açıklayabilirim.Sayın Bakanın tek bir savunması olacaktır burada, diyecektir ki: "Valilik bunu yaptı." Sayın Bakan, tek tek araştırdım, hiçbirinde norm kadro yoktur. Yani norm kadro 3'se o ilçede, siz 4'üncü kişi olarak bunları oraya atadınız. Sayın Bakana en son olarak şunu söylemek istiyorum: Sayın Oktay Vural'ın bir fotoğrafı yansıdı gazetelere…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi bağlayınız. Buyurunuz
.
MUHARREM İNCE (Devamla) - … ve dediniz ki: "Bu, benim insan olarak içimi sızlattı." Değerli arkadaşlar, buradan siyaset üretmeye hiç gerek yok, yani bu ülkede ayakkabı boyayan çocukları görünce sarsılıyorsunuz, peki. Hepimiz aynı durumla karşılaşabiliriz, boyatsan bir türlü boyatmasan bir türlü, ama buradan siyaset üretilmez. Peki, Sayın Bakana şunu söylemek istiyorum:Başbakan Çin malı oyuncakları dağıtırken çocuklar birbirini eziyor. Bir anne olarak, Millî Eğitim Bakanı olarak içiniz sızlıyor mu? Peki, bu ülkede 6-17 yaş grubu arasında 1 milyon çocuk çalışıyor, sizin içiniz sızlıyor mu?

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sızlamaz.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Peki, Sayın Bakan, Aydın'da Başbakanlık otobüsünün içinde on dört yaşındaki çocuğun boynu sıkıldığı zaman sizin insan olarak içiniz sızladı mı? Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın İnce.

(Kaynak: Muharrem Ince- Türk Milleti olarak arkandayız Facebook gurubu.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder